29/10/2009 - Bedenimden Gitsende Yüreğimde Kal...

Hızla kopan takvim yapraklarında geçip giden günlerin, ne kadarı bana aitti bilmiyordum… Bildiğim tek şey vardı, senden kopmaya başlamıştım… Geriye dönüp bakıyorum da, ne güzel günlerimiz olmuş seninle… Çocukluğumun ardından sana varmışım… En güzel yıllarımı vermişim sana… Nice gün doğumları, gün batımları geçerken ömrümden; sensiz yarınları hesaba katmamışım… Delişmen sabahlarda taze bir gül yaprağındaki çiğ damlaları gibi düştün kirpiklerimden… Kim bilir kaç baharı birlikte karşılamışız farkında olmamışım…

Yazık… Buraya kadarmış her şey… Nefes kesen koşuşturmalar içinde geçtin gittin benden… Gidemediğimiz uzak yollar, yüzemediğimiz denizler, düşleyip gerçekleştiremediğimiz hayallerimizin sonu hazandı… Velhasıl doyamadık birbirimize, doyasıya söyleşemedik… Deli bir rüzgarın ezgisinde, ayrılıkla yüzleştik…

Nasıl yanıp söndü yüreğim deli sevdalarımda, nasıl tutamadım avuçlarımda seni, nasıl sığdıramadım seni bol vakitlerime, nasıl… Hep dar zamanlarda yaşadım anlayamadım değerini… Pembe ve beyaz renklerle bezenmiş düşlerim vardı oysa…

Kıramadan gönlümün zincirlerini bu ne coşkusu, ne kavgası, ne sevdasıydı…

Ey doyumsuz deli gençliğim,

Üzgünüm… Ömrümün hüzünlü ölüm döşeğindesin şimdi… Gün be gün ölümünü izlemekteyim… Ellerimde tutmak istedikçe çekilmektesin bedenimden… Derme çatma gençlik düşlerim avuçlarımda kalan… Gömemem ben seni… Dur gitme… Ne olur… Yüreğimde kal…

Solgun bir ömür duruyor şimdi önümde… Çocukluğumu çoktan gömdüm, ne kayıplar veriyor ömrüm… Varsın ölüm gelsin be gülüm… Gençlik göz yaşlarımı bırakmak nasipmiş musalla taşına…

Komadayım… Biliyorum… Feryadım, hıçkırıklarım boşa…

Bir an dönsem şimdi… Dönebilir miyim… Sebepsiz fırtınalara kapılmak yürek dolusu sevebilmek için… Seni yeniden yaşamak için…

Dolmadan vadesi ömrümün, bana sevmeleri öğret en baştan… Daha vakit varken umutlarla barıştır beni, mutluluklarla tanıştır yeniden… Sevda denilen cepheye sür beni elimde umutlarımın silahıyla savaşayım hayata… Gücüm bitene, ömrüm tükenene kadar terk etme beni, kabına sığmayan gençliğim; bedenimden gitsen de, hep yüreğimde kal…

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/10/2009 - Beyaz Kanatlar

İnsan sadece yaşayınca anlıyor bir şeyleri. Zor gibi görünen şeyler, gerçek oluyor hayatın içinde. Yürek yalnızlıktan korkuyor. Yürek yalnızlığa alışmak istemiyor belki de. Ama gün gibi doğunca sevgi denen o sınırsız şey güneş yerine, bambaşka oluyor herşey… Tek yürekte iki kalp atıyor çünkü o zaman. Tek yürekte koca bir sevgi yaşanıyor, sevince…
Masmavi bir gökyüzü oluyor her şey. Sen, kanatlarını takıyorsun bembeyaz. Mavi ışık saçan gözlerle, uçsuz maviler de geziniyorsun, hiç korkmadan. Hiç bir gökyüzüne sığmayan sevginden güç alarak.

Hayatın bir yerinde, tüm renklerden uzak, dünden ayrı, yarına gönüllü yaşıyorsun o zaman.
Bembeyaz kanatlar, sevgiye uçuyor, sevgiyle süzülüyor gök mavi de. Gök maviler dar geliyor, bembeyaz kanatlı sevgi kuşuna.

Bir solukluk hayat ta, sonsuz soluklar olur mu? Sonsuz soluklar, yaşamı sonsuza götürür mü? Yaşama sevgi damlacıkları düşerse, sozsuz mavi de beyaz kanatlar ıslanır mı?
Ya, bilmiyorum… Islansa ne yazar? Sırılsıklam olmak ister insan. Hayat sonsuz olsaydı sevgi kadar, sevgiler bu kadar büyük yaşanmazdı belki de. Islanmak var sırılsıklam, ıslanmak işte.
Gözü kara, delicesine, hiç üşümeden ıslanmak.

Yüreğinde beyaz kanatlarıyla, mavi gökte yorulmadan süzülerek, severek, sevmeyi bilerek, hiç anlamaya çalışmadan, sadece doyasıya yaşayarak hem de.
Seni seviyorum BEBEĞİM.
Beyaz kanatlarım sadece sana uçuyor, sadece sen varsın benim o kutsal, mavi, sonsuz göğümde.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/10/2009 - Yaşamayı Deniyorum Sensiz

Beklemiyorum artık seni. Biliyorum artık, gelmeyeceksin; yine umut çiçeklerim solacak, yine ağlayacağım, yine hıçkırıklar arasında boğulacağım. Ama sen gelmeyeceksin. Ben hep burada kalacağım…

Pişmanlıklar içinde. Boğazımdaki düğümlenmiş hatıraların anısıyla, seni içimde bitirircesine resimlerimizi kestim tek tek, mektuplarımızı yaktım kül olana dek…

Unutmanın zor olduğunu bile bile… Beni sevmediğinin farkında, bir ömür geçirdiğinin gerekçesiyle… Yüreğimdeki, içimdeki isyanı susturmaya çalışarak…

Karanlık yollarda tek başıma gezerek. Sabaha dek zamanla yarışıp, güneşi şahit tutuyorum tövbelerime. Biten her şey için yeniden başlatıyorum içimdeki mücadeleyi…

Bir masal misali siliyorum seni düşüncelerimden… Hayalin gölgem gibi peşimdeyken, ben geceleri yasakladım kendime. Zaman gün ışıklarıyla başlayıp bitiyor benim için…

Rüzgâra saldım maziyi, alevlere verdim yüreğimi. Tıpkı ömrümü yoluna verdiğim gibi… Ama bu sefer başka bir amaç için: sensizlik için yapıyorum bunu…

Sahile çarpan dalgaların, bizim müziğimizi kulağıma fısıldamasına izin vermiyorum. Artik mehtaplı gecelerde yakamozları gözlemiyorum. Hiçbir vapura binmiyorum; kendime engel olamayıp sana gelirim diye…

O çok sevdiğim aynaya bakmıyorum artik. Kendimi, gözlerimde gözlerini, yanağımda buseni, saçlarımda ellerini görmekten korktuğum için. Dayanamayacağım yeni bir fırtınaya kapılmamak için…

Aklımdan her geçişinde yüreğimin burkulmasına katlanarak, ismin her anıldığında duymamazlıktan gelerek… Sanki seninle hiç olmamışım gibi devam ediyorum…

Şiirlerime düşman oldum, yazmıyorum artik. Bütün hislerimi, hayallerimi, düşlerimi bir çöl yalnızlığına mahkûm ettim. Susuz bırak onları. Belki biraz akıllanırım…

Yüreğimdeki acılarla, aldığım yaralarla, dayanmaya zamansız gidişinle; alışmaya çalışıyorum bu hayatta. Belki çaresiz, belki acizim ama başım bir KARDELEN gibi dik ve ayakta olarak…

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


<~~ ::| | ~~ :: ~~ | Sonraki Sayfa |:: ~~>